Monthly Archives: September 2016

Çoklu düşünce

Ömer Faruk “Çoklu düşünür Ulus Baker’e” ithaf ettiği Dışarıdan Düşünmek diye bir kitap hazırlamış. İlk yazı onun: “İktidara Âşık Olmayın!”

coklu2

Bir kadın arkadaşım anlatmıştı -işaret zamiri olarak bir, sayı değil, yoksa iki demeyi tercih ederdim. Utanmadan. Çok korkuyorum utananlardan. Ne güzel kelime mahcubiyet!

Tam dalıp giderken bir yerinden yakalamıştım. Bütün kadınların aklı karışıkmış. Schumacher da zaten o kitabı erkekler için yazmış, tez falan yazıyorlarsa yardımı olur diye(ymiş). Türkiye’ye benziyormuş kadınlar. Düzeltti, Türkiye kadınlara benziyormuş. Bir dediğini bir dediğine tutturmak için canları çıkarmış, ikisinin de: Türkiye ve Kadınlar! Erkekler basitmiş. Bunun değerini bilmiyorlarmış. Bilseler ne yapacaklarını bilemezlermiş -yok bu espriydi, güya, ben yaptım.

akli-kar-223x388-172x300Bu kadar karışık bir kafadan nasıl böyle “tutarlı” bir analiz çıkıyor peki, dedim. Tırnaklar görünmedi, parmaklarımı da oynatmadım. Bu da bir başka sorunlarıymış. Yetmiyor gibi bir de erkeklik bulaşmış onlara, ondanmış. Sence kot pantolon kızlara mı yoksa erkeklere mi daha çok yakışıyor diye sordu. Anlamadım. Kafan karışık değil de ondan, dedi. Neden bir şey giymek zorunda olduğumuzu anlamıyorsunuz. Sadece biz gidebiliriz bir süre yere paralel, siz değil! Hayretle baktım yüzüne. Evet, dedi, Barış’ın en iyisi odur, kadınlar için yani. Ama benim için de o! Yere bir süre paralel gitmek istemeyeni adamdan saymam ki. Erkeklere de kadınlık bulaşıyormuş da ondanmış. Barış Bıçakçı’yı da anmadan edemez. O da Hakan’dan öğrenmiştir, kesin. Kadın arkadaşımı ciddiye almadım, erkek arkadaşlarımı da almam zaten. Ben ciddi insanları severim. Sanırım o da öyle.

O değil de, dedim, hep öyle derim, kadınlarla konuşurken iki kat derim; sen Raziye‘yi okumuştun, filmini birlikte seyretmiştik, Yarabıçak‘ı okuduktan sonraydı… Yeter, dedi, sen iyice kadın olmuşsun! Sorry falan yani dedim. Ömer Faruk “Çoklu düşünür Ulus Baker’e” ithaf ettiği Dışarıdan Düşünmek diye bir kitap hazırlamış. İlk yazı onun: “İktidara Âşık Olmayın!” Varlık dergisinde “Göçebe Düşünce” adıyla 2013’te başlayan projenin bugünlere/bu kitaba nasıl geldiğini anlatıyor. Komünist, Faşist, İslamcı vs, günahlar işlemiş de artık işi göçebeliğe vurarak tövbe etme niyetinde olan yeni arkadaşlar olarak pek sevmiştik düşüncenin göçebeliğini, hatırlarsın. Hiç öyle dört yüz çadırlık aşiretten bir imparatorluk kurduğumuz palavralarına da girmemiştim. Geçmiş denilen şey acayip, zor tutuyor insan kendini. Sizler de sonunda allı güllü giyeceğiz diye bayram etmiş kot pantolonlarınızın yanlarından hayali etek uçları kaldırmıştınız.

İşte geldi bayram. Haydi okuyalım şu kitabı.

Not: Yazarken bu sohbet hangi kafedeydi diye hatırlamaya çalıştım, sonra hatırladım ve gidip içerden dışardan fotoğraflarını çektim. Bülten sokağında peş peşe hoş yerler açılıyor.

gorsellllllllll

Advertisements

Sattı diyenden (de) şüphelenin (de) iyice kafayı yiyelim

Duydum ki unutmamış gözlerimin rengini. Sıradan oysa, kahverengi, feri de gitmiş üstelik. Kızıyormuş bana, şimdi de Duvar’a sattı bizi diyormuş.

kitap-242x300“Annem, diye düşünüyor Julián, sanki sağcı şarkılarmış gibi solcu şarkılar söylerdi. (…) Annem solcu şarkıları sağcı şarkılara dönüştüren bir mekanizmaydı.” Alejandro Zambra, Ağaçların Özel Hayatı, çev. Çiğdem Öztürk, Notos Kitap, 2015, 60-1.
Duydum ki unutmamış gözlerimin rengini. Sıradan oysa, kahverengi, feri de gitmiş üstelik. Kızıyormuş bana, şimdi de Duvar’a sattı bizi diyormuş. Ülke sıkıntılı günlerden geçerken ne bulursam satmak zorundaymışım gibi. Sıkıntısı mı biter buranın gel iki eğlenelim, yok. Yok ol!

Daha ne oldu seninle Dost’ta karşılaşalı.

“Ben bu kitabı aldığınızı hatırlıyorum, neden söylemediniz bu kadar güzel olduğunu”, demişti Mehtap -elinde Ağaçların Özel Hayatı vardı. Ağaçkakan’dan çıkan 100 serisinin en az satanı Bülent Somay’ınkiymiş, öğrenince çok şaşırdım deyince Volkan’a, “Şaşırmamak lazım hocam, bizim memlekette herkes cinselliği bilir, ilgi resimli olanlaradır sadece”yi patlatmıştı da gülüşmüştük. Sen değil! Sen kendi kendine konuşursun, gülersin. Onlar muhabbet ederken dur bakalım ben bu karizmamla ne zaman dikkati üzerime toplayabileceğim dersin. Kendi kendine. Gelin güvey. Gelinsiz güvey!

Unut artık gözlerimin rengini, uğraşma kimsenin gözünün rengiyle. Bak Zambra’nın yeni kitabı da çıktı hem: Belgelerim, NotosKitap, 2016. Çevirmeni mi? O nefis özel hayat çevirisini de yapan Çiğdem Öztürk! “Çok İyi Sigara İçerdim” hikâyesini seversin ayrıca -herkes gibiyiz, hayatımız tek hikâyelik.